Makalelerimiz

Vergi Hukuku – Vergi Avukat

Vergi Hukuku – Vergi Avukat

Vergi hukuku, kamu hukuku içinde yer alan ve devletin mali faaliyetlerinin hukuki yönünü inceleyen mali hukukun bir alt dalıdır. Mali hukuk; vergi (gelir) hukuku , harcama (gider) hukuku ve bütçe hukuku olmak üzere üç alt sınıflandırmaya tabidir.

Vergi muhasebesi, belirli bir vergi döneminde vergili kişi veya kurumlar tarafından ödenen vergileri, harcanan para ve alınan para ile ilgili kayıtların tutulması veya hesaplanması olarak tanımlanır. Adli yargı, vergi muhasebesi konusunda taraflara yardımcı olmak için, vergi muhasebesindeki hataların tespit edilmesi ve düzeltilmesi gibi destekleyici uygulamalar yapabilir.

Vergi mahkemeleri vergi uyuşmazlıkları ile ilgili davaların görüldüğü mahkemelerdir. Vergi davaları idari davlardır. Vergi mahkemeleri özellikle yetkilendirilmediği sürece başkaca bir idari dava göremezler.

Vergi davalarında istinaf ve temyiz kanun yolu incelemesi de dahil görevli mahkemelere şunlardır:

Vergi mahkemesi (İlk derece mahkemesi),
Bölge idare mahkemesi (İstinaf mahkemesi),
Danıştay (Temyiz mahkemesi).

Vergi hukukunun temel ilkeleri nelerdir?

Anayasanın 73. maddesi, vergi ödevine hâkim olan temel anayasal ilkeleri kapsamaktadır. Bu ilkeler sırasıyla verginin genelliği, verginin kamu giderlerini kargılamaya yönelik olması, mâli güçle orantılı olması, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ile verginin kanunîliği ilkeleridir.

Vergi hukukunun kaynakları

Vergi hukukunun bağlayıcı nitelikteki kaynakları; Anayasa, Kanun, Kanun Hükmünde Kararnameler, Uluslararası Vergi Anlaşmaları, Bakanlar Kurulu Kararları, Düzenleyici Genel Tebliğler, Tüzükler, Yönetmelikler, Anayasa Mahkemesi Kararları ve İçtihadı Birleştirme Kararlarından oluşmaktadır.

Bağlayıcı (Asli) kaynaklar

Asıl (Bağlayıcı) Kaynaklar; yazılı kaynaklar olan Anayasa, Kanunlar, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri, Milletlerarası Anlaşmalar, Yönetmelikler, Genelgeler ile yazısız kaynak olan Örf ve Adet Hukuku’dur. Bağlayıcı olmayan yardımcı kaynaklar ise içtihatlar ve doktrinlerdir.

Yardımcı (Tali) kaynaklar

Bu kaynaklar arasında; Açıklayıcı Genel Tebliğler, Örf ve Adetler, Muktezalar (Özelgeler), Genelge ve Genel Yazılar, Yargı Kararları ve Bilimsel Öğreti (Doktrin) sayılabilir. Sirküler de toplulaştırılmış mukteza niteliği ile yardımcı kaynaklar arasına dâhil edilebilir.

Vergi Hukuku ile ilgili önemli tanım ve kavramlar 

Mali Hukuk: Kamu gelirlerini, bütçeyi ve kamu adına yapılan harcamaları kapsayan bilim dalına verilen isimdir.
Vergi Hukuku: Verginin doğumu, niteliği ve ortadan kalkmasına ilişkin konuları inceleyen maddi ve şekli hukukun tamamına verilen isimdir.
Kamu Gelirleri: Devletin kamu hizmetinin sürdürülmesi için gerekli olan giderlerin çeşitli yollar ile elde edilmesini sağlayan gelirlerin tamamına verilen genel isimdir.

Vergi: Vergilendirme yetkisine sahip kişi ya da kurumlar ile devletin kamu hizmeti giderlerini karşılamak için kişilerin mali gücüne uygun olarak talep ettiği maddi yükümlülüklere verilen isimdir. Vergi kanunilik, karşılıksız ve cebri ilkeleri gibi özellikleri mevcuttur. Buna göre vergilendirme ancak kanunda var ise talep edilebilmekte, alınan vergi için devlet bir karşılık vermemekte ve devlet vergilerini talep ederken zor kullanma yetkisine sahip olmaktadır.
E-vergi levhası: E-vergi levhası vergi tarhına göre Maliye Bakanlığı tarafından mükelleflere sunulan hizmetlerden bir tanesidir. Buna göre mükellef ya da ilgisi olan kimse internet üzerinden e-vergi levhası sorgulama hizmetini kullanarak vergi dairesine gitmek zorunda kalmaz.

Vergi Hukuku kamu hukukunun alt dallarından bir tanesidir ve 1982 Anayasa’sının “Siyasi hak ve ödevler” bölümünde düzenlenmiştir.

Vergi Alacaklısı:

Devlet ya da devletten vergilendirme yetkisini devralmış olan kamu tüzel kişileridir. Vergilendirme ilişkisinde kamu alacaklısı aktif süjedir. Bu ilişkinin içeriğini tek taraflı iradesi ile tespit eder. Örneğin gelir vergisi vergi dairelerine ödenir.

Vergilendirme süreci

Vergiyi doğuran olay ile başlayıp tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil aşamalarından geçerek nihayetlenen bir dizi işlemi ifade et- mektedir. Vergiyi doğuran olayla başlayan bu dinamik sürecin nihai amacı, verginin tahsil edilerek hazine hesaplarına aktarılmasıdır.

Vergi hukukunda tahakkuk ve tahsil zamanaşımı süresi olmak üzere iki temel zamanaşımı süresi vardır. Zamanaşımı süresinin geçmesiyle devletin vergi alacağı ortadan kalkar. Ödenmeyen vergi alacağı, vergi idaresi tarafından gecikme zammı ve gecikme faizi uygulanarak vergi idaresi tarafından cebri icra işlemleri başlatılarak vergi sorumlusuna ödeme emri gönderilir.

İdari Davaların Açılması

Madde 3 – 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/2 md.) İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

2. Dilekçelerde;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,(1)

b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,

c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,

e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası,

Gösterilir.

3. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

Dilekçelerin verileceği yerler:

Madde 4 – Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.

Dilekçe Üzerine Uygulanacak İşlem

Madde 6 –

1. Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına veya 4 ncü maddede yazılı yerlere verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.

2. Davacılara, kayıt tarih ve sayısını gösteren imzalı ve mühürlü, pulsuz bir alındı kağıdı verilir.

Dava açma süresi:

Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği;

Tarihi izleyen günden başlar.

3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar.

4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.

Sürelerle ilgili genel esaslar

Madde 8 – 1. Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2. Tatil günleri sürelere dahildir. Şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.

Görevli olmayan yerlere başvurma:(1)

Madde 9 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (…)(1) yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.(1)

2. Adli (…)(1) yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.

Üst makamlara başvurma:

Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. (3)

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

4. (Mülga : 10/6/1994-4001/6 md.)

İptal ve Tam Yargı Davaları

Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.

Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması:

Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. (2)

2. Görevli olmayan adli (…)(1) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.(1)

Yürütmenin durdurulması kararı kaç gün içinde verilir?

İYUK m.27’de düzenlenen yürütmenin durdurulması kararı bir mahkeme kararı olduğu için bir mahkeme kararı gibi uygulanır. İdare kendisine tebliğ edilen yürütmeyi durdurma kararının tebliğinden itibaren bu kararı en geç 30 gün içinde uygulamak zorundadır.

Yürütmeyi durdurma kararından sonra ne olur?

Kural olarak verilen yürütmenin durdurulması kararına karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar ise kesin olup artık bu kararlara karşı bir kanun yolu bulunmamaktadır.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu